bahari bekleyen kumru mavi tahto fon uzerinde kafes ve cicek tarakli kirpi 626x417

Baharı Bekleyen Kumru

Ben daha dünyada yok iken, şelaleler dağın tepesindeyken, filler uçuyor, karıncalar okyanuslarda yüzüyor iken bir kalenin tepesinde bir kumru varmış. Bu kumru her bahar kanatlanır, yüzünde güller açarmış. Ağaçların tomurcuklanmaya başlamışıyla o da adeta yeniden doğarmış. Her sabah Güneş’le selamlaşır, yıldızlı gecelerde tek tek yıldızlarla konuşurmuş.

Bahar geldiğinde dağları, tepeleri, Kaf Dağı’nın ardını dolaşır, karşılaştığı her kelebeğe şarkılar söylermiş. Kalesindeki yuvasına döndüğünde bir yıllık yaşama sevinci biriktirmiş olurmuş. Kışı da gezdiği ülkelerden topladıkları ile geçirirmiş.

Bu kumru bir sabah çok sıkıldığını fark etmiş. Oysa havadan turuncu karlar yağıyor, kalenin dibindeki nehirden çikolatalar akıyormuş. Ama kumru bahar havasını çok özlemiş. Ben kış ayında değil, nisan ayında olmak istiyorum diye tutturmuş. Ve vakitsizce Yitik Ülke’ye doğru kanat çırpmış.

Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş derken bir söğüt dalına konmuş. Konduğu gibi, nereden geldiği anlamadan bir ok kalbine saplanıvermiş. Bizim kumru o anda seramik bir kumruya dönüşmüş. Onu vuran avcının sesi gittikçe yaklaşmış. Kahkahalar atıyormuş. Kumruyu eline almış, bunu bizim küçük prense veririm, çok sever o kuş koleksiyonunu, demiş adam. Meğer bu avcı, kumrunun konduğu kalede rütbeli bir askermiş.

Kalenin zirvesinde özgürce yaşayan kumru, şimdi küçük prensin odasında çiçekli bir kafese tıkılmış. Seramiğe dönmeyen tek yer gözleriymiş. Hata ettiğini, bahar gelmeden uçmaması gerektiğini anlamış ama ne fayda! İş işten geçmiş. Senelerde pencereden dışarı bakmış, ağlamış. Yeniden, yaşayan bir kuş olmayı dilemiş.

Aslında küçük prens ona çok iyi davranıyor, yazdığı şiirleri okuyormuş. Her şey güzel gidiyormuş. Ama özgür yaşamak, bahar havasını doyasıya koklamanın yerini hiçbir şey tutmuyormuş. Böyle böyle elli iki bahar geçmiş. Bir gün kumrunun burnuna rengarenk bir kelebek konmuş. Kelebeği gören bizim kumrunun gözleri parlamış ve kafesi küle dönüşmüş. Kumru küçük prense bir not bırakıp uçmaya başlamış. Artık özgür olacak, yine baharı bekleyebilecekmiş.

Merhaba, ben Taraklı Kirpi. Dostlarım bana böyle hitap ederler. Çünkü sabahları yüzümü yıkadıktan sonra süslenmeye başlarım. Önce sırtımı tararım. Bazen de iğnelerime jöle sürerim. Çünkü değişiklik iyidir, dalgalanmak da lazım değil mi? Kremlerimi de sürdükten sonra tekli koltuğuma kurulurum. Pek az dışarı çıkarım. Dostlarımı evimde ağırlarım. Okurum, izlerim, düş görürüm. Bazen aynamdan yansıyanları bazen de masallarımı anlatırım. Ev işleri, bitkiler, güzellik, sağlıkla ilgili faydalı bilgiler veririm. Bazen iğnelerim dostlarıma batar. Hayatın sivri uçları da var öyle değil mi? Ama ben acıttığım yeri çiçeklendirmesini de bilirim. Bir kirpiyim ama sırtımda pamuklar yeşertebilirim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

6 + on sekiz =

Masallar Kategorisindeki En Son Yazılarım

gol evi agac manzara tarakli kirpi 975X1300

Göl Evi Masalı

Evvel zaman içinde Kalbur saman içinde Develer top oynarken Eski hamam içinde

altin sarisi kabartma cin tanrilari olumsuzluk masal tarakli kiri 626x366

Bin Yıllık Masal

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde beşikteki babasına