gol evi agac manzara tarakli kirpi 975X1300

Göl Evi Masalı

Evvel zaman içinde

Kalbur saman içinde

Develer top oynarken

Eski hamam içinde

Horozlar tellal iken

Pireler hamal iken

Ben anamın beşiğini

Tıngır mıngır sallar iken,

Sonbaharda sararan yazın yeşeren güzel yapraklı  ağaçların bulunduğu, ağustos böceklerinin müzik şöleni sunduğu, yağmur sonraları kırlangıçların gökkuşağını yere indirdiği bir köy varmış. Bu köyün ortasında kralın ve maiyetinin yaşadığı göl evleri bulunurmuş.

Bizim kralın bakanları okyanus serinliğine, çam ağacı kokusunun ferahlığına sürükleyen kendinden sürmeli alaca gözleri varmış. Saçları sancak gibi beline kadar dalgalanır, iki denizkızı parlaklığı göz alan bu siyah saçları güneş gözlükleriyle tararmış.

Kral ipekten elbiseler, zümrütten bileklikler, tavus kuşunun tüylerinden taç yaptırmaya bayılırmış. Öyle yakışıklıymış ki, kimse onun ışıltısına dayanamaz, ancak gece olunca huzuruna çıkarlarmış.

Bu kral, berrak mı berrak bu gölün sularında kendine bakmaya doyamazmış. Sabahın erken saatlerini hep göl kenarında geçirirmiş. O sonbahar bereketiyle gelmiş, göl öyle çok balık dolmuş ki yakışıklı kral suda kendi yansımasını göremez olmuş. Bu işe çok kızmış. Öyle hiddetlenmiş öyle hiddetlenmiş ki sesinin çıkardığı titreşimler göl evinin duvarlarını sarsmış. Dünyanın dört bir yanından gelen ressamların yaptığı portreleri yere düşmüş.

Bu hiddet toprağa da karışmış, ekinler küsmüş. Buğdaylar, elmalar, yediveren güller yetişmez olmuş. Bizim yakışıklı kral yaverlerine bütün balıkların gölden toplatılmasını emretmiş. Aslında bu işin balıkçıları çok kızdıracağını biliyorlarmış ama korkudan ses edememişler, denileni yapmışlar. Kral yine sabahları gölde kendi yansımasını izlemeye başlamış. Ama balıkların toplatılması suyu çok kızdırmış, günden güne bulanıklaşan suda kral yansımasını göremez olmuş.

O günden sonra işler daha da kötüye gitmiş. Karnını doyuramayan halk, başka köylere göç etmiş. Burası da kuş uçmaz kervan geçmez bir yere dönüşmüş. Göl evinde sadece kral ve iki soytarısı kalmış. Kral günlerini odasında, aynadan yaptırdığı duvarlar arasında geçirmeye başlamış. Günler geçtikçe kral biraz daha aklını yitirmeye başlamış. Artık hangi yansıması kendisi, bilmiyormuş.

Merhaba, ben Taraklı Kirpi. Dostlarım bana böyle hitap ederler. Çünkü sabahları yüzümü yıkadıktan sonra süslenmeye başlarım. Önce sırtımı tararım. Bazen de iğnelerime jöle sürerim. Çünkü değişiklik iyidir, dalgalanmak da lazım değil mi? Kremlerimi de sürdükten sonra tekli koltuğuma kurulurum. Pek az dışarı çıkarım. Dostlarımı evimde ağırlarım. Okurum, izlerim, düş görürüm. Bazen aynamdan yansıyanları bazen de masallarımı anlatırım. Ev işleri, bitkiler, güzellik, sağlıkla ilgili faydalı bilgiler veririm. Bazen iğnelerim dostlarıma batar. Hayatın sivri uçları da var öyle değil mi? Ama ben acıttığım yeri çiçeklendirmesini de bilirim. Bir kirpiyim ama sırtımda pamuklar yeşertebilirim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

13 + 17 =

Masallar Kategorisindeki En Son Yazılarım

altin sarisi kabartma cin tanrilari olumsuzluk masal tarakli kiri 626x366

Bin Yıllık Masal

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde beşikteki babasına

bahari bekleyen kumru mavi tahto fon uzerinde kafes ve cicek tarakli kirpi 626x417

Baharı Bekleyen Kumru

Ben daha dünyada yok iken, şelaleler dağın tepesindeyken, filler uçuyor, karıncalar okyanuslarda